E-Belediye | Ocak-Şubat 2022 | Sayı: 97

söyleşi e-Belediye • Ocak/Şubat 2022 24 Hava kirliliğine çözüm getirilebilir. Şehir genelinde hava kirliliği ve partikül ölçümleri ile olumsuz noktaların tespiti ve bunlar için çözüm geliştirilmesi, Şehirdeki yeşil alanların (park, yeşil çatı vb.) veriye dayalı takip yöntemleriyle bakımı ve geliştirilmesi. Akıllı şehirler ve iklim arasındaki ilişki için üç basamaklı bir yanıt verilebilir. Birinci başlık, şehirlerin tasarımının belirli açılardan şehrin öz-kaynaklarına, iklim rejimine, yağış ve rüzgar faktörlerine göre tasarlanması. Bu açıdan bazı fırsatlar kaçmış olsa da günümüzde sıklıkla değişen yapı stoklarında en azından bu nosyon ile hareket edilmesi gerekir. Son dönemlerde değişen iklim şartlarına dayanıklı şehirler tasarlanmıyor, bunu canımızı acıtan örneklerde görüyoruz. İyi örnekler de var; Barcelona, Amsterdam, Londra gibi global örnekler. Bu topraklarda da yapısal medeniyetin başlangıç dönemlerinde kurulan şehirler buna örnek. Ülkemizin tarihsel mimarlık hafızasında da buna uygun örnekler bulunabilir.Günümüzde yapılan bir parkın dahi en azından altyapısının akıllı şehir uygulamalarına uyumlu tasarlanması gibi... Bunun gerçekleştirilmesi için doğru bir mühendislik yaklaşımının disiplinler arası ele alınması gerekir. İkinci başlık, belirli akıllı şehir uygulamaları ile karbon ayak izinin azaltılması. Örneğin trafikte geçirilen zamanın azaltılmasıyla karbon salınımlarının azalması sağlanabiliyor. Kaynakları, aydınlatmayı, ulaşımı, su kaynaklarını, ormanları, doğal yaşamı gözlemleyebilecek ve bunları bir girdi olarak alabilecek uygun sistemler geliştirilebiliyor. Partikül madde gazlarını ve emisyonu azaltan onlarca yaklaşım söz konusu. Şehirler için elektrikli ulaşımın yaygınlığının arttırılması, toplu taşımanın optimizasyonu ile araç kirliliğinin azaltılması gibi azaltıcı aksiyonlar geliştirilebilir. Bunların içinden hangi teknolojilerin daha doğru ve verimli olduğunu seçmek için bir mühendislik metodolojisi ve yaklaşımı gerekmektedir. Üçüncü başlık ise şu anda şehirleri birtakım sensörlerin ürettiği veriler ile izleyebiliyor olmamız. Bu bize bir krizi önceden tahmin ederek anlık müdahale etme imkanı tanıyor. Bir bölgenin ani değişimlerine, önceden haberdar olarak proaktif bir müdahalede bulunabiliriz. Bir sokakta CO2 salınımı arttıysa o bölgeyi trafiğe bir süreyle kapamak gibi. Yürüyüş yollarındaki zehirli gazların düzeylerini sürekli kontrol edebilmek gibi. O bölgelerdeki anlık ve döngüsel verileri kullanarak hızlı kararlar alabilir, proaktif yaklaşımlar sergileyebiliriz. Örneğin Arup olarak Bursa’da böyle bir iletişim altyapısının omurgasını oluşturuyoruz. Türkiye için fırsatlar mevcut. Ülkemizin, akıllı şehir projeleri kapsamında uluslararası rekabette güçlenmesi için öncelikle verilerin toplanması ve yayınlanmasına yönelik ülke geneli standartların belirlenmesi gerekiyor. Veri paylaşımı sınırlarının yasal düzenlemelerle tanımlanması ve bu alandaki kuralların belirlenmesi, kurumların veri paylaşımına daha açık yaklaşmalarını mümkün kılacaktır. Ülke ve il ölçeğinde açık veri portallarının oluşturulması ve kullanıma açılması, kuluçka merkezlerinin yaygınlaştırılması, veriye dayalı çözümler üretecek insan kaynağının yetiştirilmesi, veri okur-yazarlığının artırılması ve yaygınlaştırılması, belediyeler nezdinde kapasite geliştirme çalışmalarının yürütülmesi de potansiyelimizi artırarak küresel piyasada rekabet edebilirliğimizi destekleyecektir. Türkiye’de özellikle start-up kuruluşların sayısı oldukça fazla ve hemen her konuda ürün çıkarma kapasitesinde olan kuruluşlar mevcut. Dolayısıyla çözüm fırsatları da çok. Ancak hangi ürünün nasıl konumlandırılacağına dair bir üst bakış açısı gerekiyor.Türkiye’de yapılmış used case sayıları sınırlı ve bu ürünlerin yaşam döngülerini tamamlayarak olgunlaşmaları gerekiyor. Bu pek mümkün olamıyor. İç piyasada olgunlaşamamış ürün yurt dışında da değer bulamıyor. İkinci olarak global trendler incelenmeli, hangi alanlarda doğru ve sonuç almaya yönelik ürünlerin geliştirileceği konusunda bu kuruluşlara bir yön verilmesi gerekli. Bunu tek tek ürün penceresinden yapmak mümkün değil, önümüzdeki on yıllar boyunca sistemlerin ve ihtiyaçların nereye evrileceğini bilmemiz de gerekir. Bu, yine pazar dinamiklerinin araştırılıp değerlendirilmesi ve bir çerçeve ile mümkün olabilir. Akıllı Şehir çözümleri, teknolojik araç ve uygulamalardan önce verinin doğru ve akılcı kullanımını içermektedir. Akıllı Şehir çözümlerinin merkezinde veriye dayanarak insana fayda sağlamak ve insanların çözüm sürecine katılımı bulunmaktadır. Ülkemizde Akıllı Şehir çözümleri genel olarak teknolojik uygulamalar başlığında ele alınıyor. Akıllı Şehir çözümleri, teknolojik araç ve uygulamalardan önce verinin doğru ve akılcı kullanımını içermektedir. Ülkemizde Akıllı Şehir çalışmaları genelde yerel ve merkezi yönetim tarafından yapılmaktadır. Türkiye’de akıllı şehir çalışmaları son dönemlerde yükselen bir eğilim haline gelse de oldukça kısıtlı örnekler üzerinden ve bütüncül bir bakış açısından yoksun projeler olarak sürdürülüyor. Bu koşullarda da sürdürülebilir olmuyor. Akıllı şehir stratejik olarak ele alındığında iyi uygulamalar onu takip edecektir ve katılımcı açık veri platformları kullanıldığında halkın da katkısı sağlanacaktır. Bu yine yukarda belirttiğim bütüncül ve disiplinler arası bir yaklaşım ile değerlendirilebilir. Çeşitli finansal sorunlar nedeniyle çok kısıtlı örnekler mevcut. Akıllı şehirlerin temel taşıyıcıları belediyeler, finansal sorunlar nedeniyle yaklaşımlarını ve projelerini geliştiremiyor. Elde edilen verilerin sürekli kullanılması ve bunun bir çözüm sürecinin içine yerleştirilmesi için kurumlarda akıllı şehrin verilerini değerlendiren bir yönetişim yapısı kurulmalı. En temel gücümüz, yetişmiş insan kaynağımız ve sektörün sorunlara hızlı cevap verme kapasitesi.Ayrıca, son dönemde uluslararası iyi uygulamaların Türkiye’ye özel uyarlandığı çalışmalar da mevcut.

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==