E-Belediye | Mart-Nisan 2022 | Sayı: 98

www.dogayayin.com MAKALE BELEDIYELERDE İÇ DENETÇI ATAMALARI DOSYA KARTEPE ZİRVESİ SÖYLEŞİ WAVINTÜRKIYE GENEL MÜDÜRÜ FATIH ASAL İKİ AYDA BİR YAYINLANIR • MART-NİSAN 2022 • YIL: 14 • SAYI : 98 • 25 TL • ISSN 1306-5343 • www.ebelediye. info Zehirsiz Kentler Hareketi Türkiye’de

IVECO BUS BUSWORLD TÜRKİYE FUARI’NDA İSTANBUL / 26-28 MAYIS 2022 SİZLERİ HOL 2 VE A 21 NUMARALI STANDIMIZDA AĞIRLAMAKTAN MEMNUNİYET DUYACAĞIZ www.iveco.com/ivecobus/asia-tr

haberler İSKİ’nin 2022Yatırımları 50 54 dosya proje Zehirsiz Kentler Hareketi Türkiye’de ürün tanıtımı XCMG GR2205T3 Greyder çevre sayfaları Wavin Türkiye Genel Müdürü Fatih Asal: “Ana Misyonumuz, Dünyanın Her Yerinde Şehirleri Daha Yaşanabilir Kılmak” Kartepe Zirvesi, ‘’Dirençli Şehirler ve Şehrin Dönüşümü’’Temasıyla Gerçekleştirildi Belediyelerde İç Denetçi Atamaları 04 28 40 24 46 söyleşi makale www.ebelediye.info Sahibi Asrin Bakır Gerçek asrinbakir@dogayayin.com Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Oya Bakır oyabakir@dogayayin.com Genel Yayın Yönetmeni Gökçen Parlar Ünal gokcenparlar@dogayayin.com Dijital Teknolojiler Danışmanı Cenk Gerçek cenkgerçek@dogayayin.com Reklam Grup Başkanı Asrin Bakır Gerçek asrinbakir@dogayayin.com Grafik Elif Cankan Abone ve Okur Sorumlusu Diler Sunay abone@dogayayin.com Ulaştırma ve Dağıtım Yavuz Erdoğan Baskı ve Cilt: ŞAN OFSET MATBAACILIK SAN. TİC. LTD. ŞTİ. Adres: Hamidiye Mah. Anadolu Cad. No: 50 Kağıthane/İstanbul Tel: 0212 289 24 24 Yayınlayan: Doğa Yayıncılık ve İletişim Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti. Yönetim Yeri: Ali Nazım Sokak No: 30 Koşuyolu 34718 Kadıköy/İST Tel: (216) 327 80 10 Pbx. Faks: (216) 327 79 25 Internet: www.dogayayin.com E-posta: info@dogayayin.com Fiyatı: 25 TL. Yıllık Abone: 125 TL. © 2022 Doğa Yayıncılık Ltd. Şti. ISSN: 1306-5343 2 ayda bir yayımlanır. Tüm Türkiye’de dağıtılmaktadır. Basın Kanunu’na göre yerel süreli yayındır. Yerel Yönetimlerde Yeni Yaklaşımlar, Hizmetler ve Ürünler Dergisi Mart/Nisan 2022 Yıl 14 • Sayı 98 içindekiler 11 40 18

Zehirsiz Kentler Mümkün Günlük hayatımızın içine kadar giren pestisitlerin (biyosidal ürünler) ne kadar zararlı oldukları konusu herkesin malumu. Pestisit için şöyle bir tanımlama var: “Bakteri, virüs ve haşerelerin zararlı etkilerini ortadan kaldırmak için kullanılan kimyasallar, bazı organik bileşenler, dezenfektanlar gibi maddelere ve yöntemlere pestisit adı verilir”. Kabul edelim, pestisit demek aynı zamanda tarım zehri demektir. Canlı varlıkların sağlığına olumsuz etkileri vardır. Bununla birlikte doğal varlıklara zarar verir ve toprak canlılığını yok edip fakirleşmesine neden olur. Pestisitle mücadele konusunda atılan pek çok adım var elbette. Bunlardan bir tanesi; Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, Avrupa Pestisit Eylem Ağı ortaklığı ve Zehirsiz Sofralar Platformu işbirliği ile yürüttüğü “Zehirsiz Kentlere Doğru” projesi. Ana eksende amacını, “Kentlerde yerel yönetimler tarafından kullanılan pestisitlerin zararları konusunda farkındalık yaratmayı ve alternatif uygulamaların kullanımını teşvik etmek” olarak açıklayan proje kapsamında bir de imza kampanyası organize edilmiş durumda. Avrupa Birliği, Sivil Toplum Diyalogu VI programı kapsamında desteklenen proje bağlamında Zehirsiz Sofralar Platformu tarafından başlatılan“Zehirsiz Kentler için Harekete Geç”başlıklı imza kampanyası, belediyelerin, zehirsiz kent olma yolunda kararlı bir adımatacaklarına dair söz vermelerini talep ediyor. Yine bu kampanya ile, belediyelerden en geç 2025 yılına kadar herbisit (ot zehiri) kullanımının tamamen sonlandırılmasına, 2030 yılına kadar diğer tüm pestisit ve biyosidal ürün kullanımının yüzde 50 azaltılmasına ve 2040 yılına kadar da tüm bu ürünlerin kullanımının tamamen sonlandırılmasına dair taahhütte bulunmaları ve bu kapsamda katılımcı bir stratejik eylem planı oluşturmaları isteniyor. Belçika, Danimarka, İtalya, Hollanda, Fransa, Birleşik Krallık, Güney Kaliforniya diye uzayan listede bu bağlamda oldukça sıkı çalışmaların olduğunu biliyoruz. AmaTürkiye içinmaalesef şu ana kadarmanzara pek de iyi değil. Hiçbir şey yapılmıyor diyemeyiz ama önümüzde daha çok fazla yol var cümlesini rahatlıkla kurabiliriz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Çanakkale Belediyesi ve Kadıköy Belediyesi’nin yapmış olduğu çalışmalar var. Bu zamana kadar Tarım ve Orman Bakanlığı, AB uyum sürecinde 200’ün üzerinde pestisit etken maddesini yasakladı. Yasaklı listesine 2020 yılında 25 ve 2021 yılında 2 pestisit etkenmaddesi daha eklendi. Ancak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “muhtemel kanserojen” olarak sınıflandırılan glifosat ülkemizde ruhsatlı etken maddeler arasında yer alıyor ve bazı belediyeler tarafından hâlâ kullanılıyor. Bu kimyasallar kullanıldıktan sonra kapalı alanlarda, toprakta ve suda uzun süre kalarak etkilerini sürdürüyor. Bu noktada daha bilinçli olma ve bu bilinci yayma konularında ön ayak olmalı ve son derece tehlikeli olan pestisitlerin bir an önce gündemden düşmesini sağlamalıyız. Bu da topyekün mücadeleden geçer. Fatih Önder editör 3 Mart/Nisan 2022 • e-Belediye

haberler Falckon FFC Kare Kod Uygulamasıyla Endüstriyel Yangınlar Önlenebiliyor Falckon tarafından geliştirilen ve halen dünyada örneği olmayan“Falckon FireCommander” (FFC) kare kod uygulaması ile iş süreçlerinin her anı takip altında tutuluyor ve olası endüstriyel yangınların önüne geçilebiliyor. Endüstriyel itfaiyecilik alanında faaliyet gösteren ve şirketlerin operasyonlarına katkı sağlayan Falckon, “yangınla mücadele hizmetleri”,“yangın eğitimi”ve“yangındanışmanlığı”alanlarında şirketlere çözüm ortağı oluyor. Yangın danışmanlığı ile yangına karşı alınması gereken önlemleri tesislere ve üretim merkezlerine özel çözümlerle sağlayan şirket, yüksek riskli alanlar için yangından korunma danışmanlığı sağlıyor. Yangınla mücadelenin sistem işi olduğunu bilerek Ar-Ge çalışmalarına imza attıklarını belirten Falckon Genel Müdürü Anıl Yamaner, ‘’Bizim yaptığımız işler, eğitimler, saha incelemeleri, ekipmanbakımları ve tatbikatlar. Biz bu çalışmaları yaparken hem günlük işlerimizi daha verimli hem de daha sürdürülebilir hale getirebilmek için “Falckon Fire Commander” (FFC) kare kod uygulamasını hayata geçirdik’’dedi. Söz konusu uygulama ile bakımını takip ettikleri ve eminoldukları sistemlerin yangın anında doğru çalışıp çalışmadığını, hazır olup olmadığını rahatlıkla görebildiklerini anlatan AnılYamaner,‘‘FFC kare koduygulamamız ile çok kısa sürede ekipmanları kontrol edebiliyoruz. Kontrol tarihini çok rahat bir şekilde anlayabiliyoruz. Ekipmanların başına gittiğimiz zaman ekipmana ne zaman dolum yapıldığını, bir sonraki kullanım tarihini kare kodu okuttuğumuz zaman görebiliyoruz. Burada, ekipmanın varsa eksikliğini tespit edebiliyor, kullanılmaz halde ise bunu anlayabiliyoruz. Bir sonraki dönemdedebakımını rahatlıkla yaptırabiliyoruz. Buözel uygulamamızındünya üzerindeörneği bulunmuyor ve halende yeni faydalar ilave edilerek geliştirilmeye devam ediyor’’ ifadesini kullandı. FFC kare kod uygulamasını geliştirmek için Ar-Geprojelerininhiç durmadandevamettiğini kaydeden Anıl Yamaner konuşmasına şöyle devam etti: ‘’Yakın zamanda uygulamaya girecek olanı ‘Acil Durum Komutanı’ modülümüz ile özellikle organize sanayi bölgeleri gibi çok sayıda farklı endüstrinin yer aldığı alanlarda sistemin, müdahale ekiplerine hangi açıdan yaklaşmaları gerektiği, tesis içi ve çevresinde ne gibi tehditler (kimyasal depolama alanları, trafolar, doğal gaz kesme istasyonları gibi) bulunduğu ve enhızlı erişim güzergahını rahatlıkla görebileceğiz’’. Online operasyon sistemleri sayesinde dünyanın her noktasından gelen veri ve teknik yönergeleri müşterileri için erişilebilir hale getirdiklerine de dikkat çeken Anıl Yamaner, ‘‘Bu sayede yangınla mücadele konusundaki tüm hareketleri standart ve kusursuz hale getirebiliyoruz. Bizim temin ettiğimiz hizmet bir istihdam hizmeti değil. Topyekünbir sistem. Eğitimli personel, varlık yönetimi ile yangıngüvenlik ekipmanlarının çalışır halde tutulması. Plan ve prosedürlerin yazılması, IT altyapısı ile operasyon takibi ve sürekli raporlama. Sigorta danışmanlığı, sıcak çalışma nezareti, tatbikat planlaması, tesis çalışanlarının eğitilip, tüm işletmeninbir olay anında ne yapmaları gerektiğini öğrenmesi de sistemin bir parçası’’diye konuştu. Standart Pompa SSP Ekstra Ağır Hizmet Çamur Pompaları IMCET 2022’de tanıtıldı TMMOBMadenMühendisleri Odası tarafından 50 yılı aşkın bir süredir düzenlenen ve Türkiye’nin en büyük madencilik etkinliği olan IMCET 2022TürkiyeUluslararası Madencilik Kongresi ve Sergisi, 22-25 Mart tarihleri arasında gerçekleştirildi. 50’ye yakınülkeden 1000’in üzerinde delegenin ve 200’den fazla firmanın katıldığı etkinlikte Standart Pompa ve Standart Pompa’nınmadencilik sektörüne özel iştiraki olan ORE Mühendislik ve Pazarlama A.Ş. de yer aldı. Fuarda özellikle Ar-Ge ve üretim çalışmaları 2020 yılında tamamlanan SSP Ekstra Ağır Hizmet Çamur Pompalarını tanıtan Standart Pompa’nın; daha uzun aşınma ömrü, daha yüksek hidrolik verim ve güvenirlik, sürekli ve kısa zamanda yedek parça avantajları sunan bu pompa serisi, madencilik sektörünün aradığı tüm özellikleri bir araya getiriyor. Standart Pompa ve Ore Mühendislik, fuarın 3. gününde “Maden Pompa Çözümleri” konulu bir sunum da gerçekleştirdi. Standart Pompa Satış Yöneticisi Ramazan Günay ve ORE Mühendislik Satış Yöneticisi Mevlüt Can Olgun’un yaptığı sunum, IMCET 2022’nin ziyaretçileri tarafından yoğun ilgi gördü. e-Belediye • Mart/Nisan 2022 4

haberler “GF Hakan Plastik Olarak Sorumlu Üretim İlkesini Benimsiyoruz” Yağışsız geçen günler ve barajlardaki su doluluk oranlarındaki düşüşler önümüzdeki yıllarda ciddi su sıkıntısı, kuraklık ile karşı karşıya kalınacağının göstergesi. Kullanılabilir su kaynağına erişim tüm dünyanın sorunu. Türkiye de aslında yılda kişi başına düşen bin 519 m3’lük su miktarı ile “su sıkıntısı çeken” bir ülke. Bu nedenle sahip olduğumuz temiz su kaynaklarının korunması, doğru planlaması, kullanımı ve atık suların değerlendirilmesi çevresel ve ekonomik açıdan avantajlar sağlayacak. GF Hakan Plastik Teknik Hizmetler ve Eğitim Müdürü Yasemin Arslan, bu noktada altyapı projelerinde kullanılacak sistemlerin önemine değiniyor: “Bu konuda oluşturulmuş ve şartlar dâhilinde düzenlemeler yapılan bir yönetmeliğimiz var. Bu Yönetmelik; halk sağlığı ve güvenliğini, çevrenin korunmasını, sistemin sürdürülebilir olmasını, içme suyu kaynaklarının suyla taşınan kirliliklerden korunmasını esas alarak kanalizasyon sistemlerinin planlanması, tasarımı ve projelendirilmesi ile yapımı ve işletilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanmış durumda. Suyun çıkarılması, taşınması, depolanması, dağıtılması ve yeniden yapılandırılması konusunda çalışmalar yürüten bir marka olarak, yıllardır altyapı projelerinde yer alıyoruz. Kendi ürün grubumuz açısından birkaç maddeye örnek sunmakta fayda görüyorum”. GF Hakan Koruge Boru Sistemleri Yasemin Arslan bu noktada sundukları ürünler hakkında şu bilgileri veriyor: “Kanalizasyon sistemlerinde bakım ve onarım işlemlerinin güvenli ve personel açısından sağlık riski oluşturmadan yürütülmesini sağlayacak şekilde, planlanması, istenmeyen kokuları veya zehirli, patlayıcı ve aşındırıcı gazları engelleyecek şekilde tasarlanması, inşa edilmesi, bakım ve onarımı sağlanarak işletilmesi üzerinde duruluyor. Kanalizasyon sistemlerinde, düşük yoğunluk, düşük ısı iletkenliği, korozyona karşı yüksek direnç, kimyasal maddelere karşı yüksek direnç gibi faydalar plastik boruları tercih sebebi haline getirilmiş bulunuyor. TS EN 13476-3 standardına göre 1000 mm çapa kadar üretilen GF Hakan Koruge Boru Sistemleri, evsel atıkların yanı sıra endüstriyel atıkların ve istenmeyen tüm yeraltı ve yerüstü suların uzaklaştırılmasında da güvenle kullanılıyor”. Yönetmeliğe uygun montajlamanın önemine de değinen Arslan, “Kanalizasyon sisteminde kullanılan malzeme ve bunların yapım metotlarının, kaynak israfını en aza indirecek şekilde, bu bileşenlerin tasarım ömrünü, tekrar kullanımını ve geri dönüşümünün hesaba katılarak seçilmesinin önemi yönetmelikte vurgulanmış bulunuyor. Kendinden muflu ve manşonlu olarak üretilen GF Hakan Koruge Sistemleri, TS EN 681 standardına göre seçilmiş conta ile birleştiriliyor. Yönetmeliğe uygun projelendirilerek montajı yapıldığında çok uzun ömürlü sistemler kurulması mümkün hale geliyor”. “Yine yönetmelikte kanalizasyon sistemi ve tüm bileşenlerinin, 35 yıllık tasarım ömrünü sağlayacak ve ömrünü tamamladıktan sonra çevre üzerindeki etkilerini en aza indirecek şekilde tasarlanması, inşa edilmesi, bakım ve onarımı sağlanarak işletilmesine de detaylı şekilde yer veriliyor” diyen Arslan, sözlerini şöyle sonlandırıyor: Basınçlı çalışan atıksu sistemleri konusunda da TS EN 12201-2 standardına göre 630 mm çapa kadar üretilen GF Hakan Polietilen (HDPE) boru sistemleri ile çözüm ortağı oluyoruz. Elektrofüzyon Kaynağı, Alın Kaynağı, Flanşlı Bağlantı, Push-Fit Bağlantı gibi montaj seçenekleri de borularımızın tercih edilme sebepleri arasında bulunuyor. Tüm bu düzenlemeler ve kullanılan malzemelerin şartlara uygunluğu, sürdürülebilir altyapı projelerinin oluşturulmasında son derece önemli. GF Hakan Plastik olarak sorumlu üretim ilkesi ile hareket ediyoruz. Bu da ihtiyaçlara doğru ürünler sunmamızı, hatta ileriye yönelik çalışmalara yanıt verebilmemizi sağlıyor. Suyun çevresel etkilerden korunarak taşınması ve kullanıma sunulması, daha sonra tekrar kullanıma sunulabilmesi geleceğimizi koruma için son derece gerekli”. 5 Mart/Nisan 2022 • e-Belediye

haberler Mercedes-Benz’de Şehir İçinde Sıfır Emisyonlu Seyahat Mercedes-Benz, elektrikli şehir içi otobüsü eCitaro Solo ile sıfır emisyonlu seyahat alanında da sektöre öncülük etmeyi hedefliyor. Emisyonsuz ve görece sessiz bir sürüş sunan, tamamen elektrikli eCitaro Solo; Hamburg, Berlin, Mannheim ve Heidelberg gibi çeşitli Avrupa şehirlerinde 2019 yılından bu yana şehir içi ulaşımda hizmet veriyor. Yenilikçi batarya ve şarj teknolojisine sahip olan eCitaro Solo, gücünü, aracın tavan ve arka kısımlarına yerleştirilen NMC veya LMP batarya teknolojilerinden alıyor. Müşteri ihtiyacına göre, bu teknolojilerden biri opsiyonel olarak sunulan pil sayısına göre seçilebiliyor. eCitaro Solo’nun pillerinin şarj edilebilmesi için standart olarak sağ ön aks üzerinde bir dolum prizi yer alıyor. Ancak, müşterinin talebine göre dolum prizleri opsiyonel olarak aracın sol tarafında veya arkasında da sunulabiliyor. Şarj için prizler dışında bir alternatif daha sunan eCitaro Solo, “fırsat şarjı” olarak adlandırılan ve duraklarda beklediği sırada aracın tavanından şarj imkânı sağlayan özel bir mekanizma ile de şarj edilebiliyor. eCitaro’nun AR-GE çalışmalarını yürüten Mercedes-Benz Türk AR-GE Merkezi, mevcut güncellemeler ve geliştirme faaliyetlerini de gerçekleştirmeye devam ediyor. eCitaro’nun iç donanım, karoseri, dış kaplamalar, elektrik altyapısı, diagnoz sistemleri, yol testleri ve donanımsal dayanıklılık testleri gibi kapsamları Mercedes-Benz Türk Hoşdere Otobüs Fabrikası AR-GE Merkezi sorumluluğunda yürütülüyor. Türkiye’deki otobüs üretim AR-GE’si anlamında en gelişmiş test kabul edilen Hidropuls dayanım testi, bir aracın 1 milyon km boyunca maruz kaldığı yol koşullarını simüle ederek, test edilmesine imkân sağlıyor. Yol testleri kapsamında; uzun yol testi kapsamında, farklı iklim ve kullanım koşullarında, aracın tüm sistem ve ekipmanlarının fonksiyon ve dayanım açısından uzun süreli testleri gerçekleştiriliyor. eCitaro’nun yol testleri kapsamında ilk prototip araç; 2 yıl süresince 10 bin saat boyunca (yaklaşık 140 bin km) Türkiye’deki 3 farklı bölgede (İstanbul, Erzurum, İzmir) ekstrem iklim şartları ve farklı sürüş senaryolarında karşılaşılabilecek tüm koşullarda test edildi. Voltrun’ın 2022 Hedefi Şarj İstasyon Ağını 2 Katına Çıkarmak Türkiye’nin yerli şarj istasyon ağı Voltrun, şarj istasyonu sayısını her geçen gün artırıyor. Elektrikli araç şarj çözümleri alanında Türkiye’nin önde gelen markalarından Voltrun, elektrikli araç kullanıcılarına kesintisiz sürüş deneyimi sunabilmek amacıyla ülke çapında şarj istasyon ağını genişletmeye devam ediyor. Türkiye genelinde 300 kadar noktada, 450 adet soket ile şarj hizmeti sunan firma, yatırımlarına devam ederek 2022 yılında istasyon sayısını iki katına çıkarmayı hedefliyor. “Sürdürebilir Teknolojiler Geliştirmek”vizyonuyla kurulanVoltrun, e-mobilite ekosisteminin tüm katmanlarına çözümler üretiyor. Bireysel kullanıcılardan bina yönetimlerine, girişimcilerden enerji devlerine kadar çeşitli tüketici gruplarına yönelik şarj donanımı ve istasyon işletme yazılımları geliştiriyor. Ağ operatörlük faaliyetleri ile de uçtan uca şarj hizmetleri sunuyor. “Mevcut 450 Olan Soket Sayımızı 2 Katına Çıkarmayı Hedefliyoruz” Voltrun Genel Müdürü Berkay Somalı, Voltrun olarak nasıl bir anlayışla hareket ettiklerini şöyle özetliyor: “Zebra Elektronik olarak, Voltrun Elektrikli Araç Şarj İstasyonAğımızda mevcut 450 olan soket sayımızı 2 katına çıkarmayı hedefliyoruz. Kullanıcılar; elektrikli araç sahibi olmaya, şarj imkanlarını düşünerek karar veriyor. Dolayısıyla şarj altyapısı yeterli sayıya ve büyüklüğe erişmeden elektrikli araçların yaygınlaşması çok mümkün gözükmüyor. Şarj noktalarının sayısı kadar, kurulumyapılacak noktaların çeşidi ve erişim kolaylığı da önemli bir faktör. Elektrikli araç sahipleri, araçlarını park ettikleri yerlerde; özellikle evlerinde, iş yerlerinde, otoparklarda, kamusal alanlarda, AVMvb. vakit geçirilebilecekleri noktalarda şarj etmek istiyorlar. Dolayısıyla araç sahiplerine verilecek şarj hizmetlerinin yaygınlaşabilmesi, tesis yöneticilerinin çözümlemesi gereken bir problem olarak ortaya çıkıyor. Tesis yönetimlerinin; kurulacak olan şarj istasyonlarını güncel teknolojiye uygunbir şekilde yönetebilecekleri ve verilen şarj hizmetine karşınuygunödeme yöntemlerinin entegre olduğu bir platform ihtiyacı da ortaya çıkıyor. Voltrun şarj ağı tam olarak burada devreye giriyor ve elektrikli araç sahipleri ile tesis yöneticilerini tek platformda bir araya getirerek her iki tarafın da ihtiyacı olan çözümleri sağlıyor”. Voltrun, kendi bünyesindeki Ar-Ge faaliyetleri ile dünya standartlarında ürettiği elektrikli araç şarj ünitelerini yurt dışına ihraç ederek pazar payını genişletmeyi hedefliyor. Berkay Somalı, ihracat ile ilgili şunları söylüyor:“Geçtiğimiz sene yurt dışına proje bazlı satışlar yaptık. Yurt dışında çok hızlı büyüyen bir elektrikli araç pazarı var ve ürünlerimize çok fazla ilgi olduğunu söyleyebilirim. Şarj ünitelerimizin yurt dışına yüksek adetlerde ihracatını gerçekleştirmek amacıyla birçok farklı ülkeden ilgililerle görüşmelerimizi sürdürüyoruz”. e-Belediye • Mart/Nisan 2022 6

Ürün röportaj videosunu izlemek için QRKOD okutabilirsiniz BAŞARINIZ İÇİN Whatsapp Danışma Hattı Müşteri İletişim Hattı 0530 918 3652 0216 446 6464 / Enkapazarlama / www.enka.com.tr / info@enka.com.tr

haberler Wavin, Operasyonel Sürdürülebilirlik Projeleri ile Tasarrufa İlhamVeriyor Renault Trucks, 2021’de Araç Satışını Yüzde 25 Artırdı Çevre duyarlılığını güçlü bir şekilde merkezine alan dünya plastik boru sektörünün önde gelen markalarından Wavin, operasyonel sürdürülebilirlik projeleri ile hem fazla tüketimi azaltıyor hem de her alanda tasarrufa yönelik ilham veriyor. Sürdürülebilirlik çalışmalarıyla sektöre öncülük eden Wavin, gerçekleştirdiği projelerle geçtiğimiz yıl Adana’da bulunan fabrikasında yüzde 16 enerji tasarrufu, yüzde 48 aydınlatma tasarrufu ve yüzde 28 su tasarrufu elde ederken yüzde yüz yeşil enerji kullanımı ile de öne çıkıyor. Plastik boru sektöründe alanında ilklere imza atan Wavin, ürün ve sistemlerini geliştirirken doğayı korumaya, enerji verimliliğini artırmaya, temiz ve güvenli bir çevre sağlamaya önem veriyor. Çevre dostu duruşuyla öne çıkanWavin, projeleriyle sürdürülebilirliğin gittikçe daha geniş bir alana yayılmasına örnek oluyor. Son olarak; 2021 yılında operasyonel sürdürülebilirlik projeleri geliştiren marka; enerji, aydınlatma ve su Renault Trucks, 2021 verilerini paylaştı. Üretim hatlarındaki arz kesintisine rağmen toplamda yüzde 25 artışla 51 bin 460 adet araç satışına ulaşan Renault Trucks, sipariş alımında da yüzde 44 artış kaydetti. Araç teslimatlarının detayları şöyle şekillendi: Bölgelere göre: Avrupa (Fransa hariç): 24 bin 760, Fransa: 21 bin 222 , diğer uluslararası pazarlar: 5 bin 478 Tonajlara göre: Ağır veOrta Segment Araçlar: 33 bin 422 (+27%), Hafif Ticari Araçlar: 18 bin 038 (+21%) Renault Trucks, Avrupa pazarında 6 tonun üzerindeki araç satışlarında yüzde 41’lik bir artış sergilerken diğer tüm bölgelerde de pazar paylarını artırdı. Fransa’da tüm segkullanımını minimum seviyeye indirerek sürdürülebilir kalkınmanın temelini atıyor. Bu kapsamda yüzde yüz yeşil enerji kullanımı ile de sektöre öncülük ediyor. “Her Aşamada Sürdürülebilirlik İçin Sorumluluk Alıyoruz” 2021 yılında Basınçlı Hava Kullanımının Azaltılması ile Enerji Tasarrufu Sağlama, LED Aydınlatma Dönüşümü, Su Tüketiminin Azaltılması,Yeşil Enerji Tedarik Anlaşması gibi operasyonel sürdürülebilirlik projeleri başlatan Wavin’in önemli başarılara imza attığını söyleyen Wavin Türkiye Fabrika Müdürü Ali Gülay konuşmasına şöyle devametti:“Şirket olarak tümiş süreçlerimizde sürdürülebilirliği odağımızda tutuyoruz. Sosyal sorumluluk çerçevesinde ulaşılması gereken sürdürülebilirlik ve çevresel hedeflerimize yönelik durmaksızın çalışıyoruz. 2021 yılında gerçekleştirdğimiz sürdürülebilirlik pro j e l e r imi z l e fabrika genelinde yüzde 16 enerji tasarrufu, yüzde 48 aydınlatma tasarrufu, yüzde 28 su tasarrufu sağladık. 2022 mentlerde yüzde 29,8’lik oran ile son 10 yıldaki en yüksek pazar payına sahip oldu. Polonya’da yüzde 89, İngiltere’de ise yüzde 56’lık artış gerçekleştirildi. Ayrıca Renault Trucks, 2021’de araç satışlarının%45’i ile satış sonrası bakımve onarımanlaşmaları gerçekleştirerek servis sözleşmelerininpenetrasyonunda da istikrarlı bir büyüme kaydetti. 16 ton üzeri kamyon satışlarında yüzde 20,7 artış kaydedilirken pazar payı yüzde 8,8 olarak gerçekleşti. 6-16 ton pazarında ise pazar payı yüzde 7,3’eulaşırken satışlar geçen seneye göre yüzde 11 arttı. RenaultTrucks’ın elektrikli kamyon yelpazesi, son yıllarda kesintisiz olarak genişliyor ve satış hacimleri de bu hızlı ilerlemeyi yansıtıyor: yılı Ocak ayı itibari ile ise enerji tedarikinde yüzde 100 yeşil enerji kullanımına geçtik. Elde ettiğimiz sonuçlardan dolayı oldukça gururluyuz, projelerimizin sektöre örnek olacağına inanıyoruz.” Üç Alanda ÖncüTasarruf Adımları Wavin, Basınçlı Hava KullanımınınAzaltılması ile Enerji Tasarrufu Sağlama Projesi sayesinde basınçlı hava üretimi için harcanan enerji miktarını düşürerek, kaçak önleme çalışmaları gerçekleştirdi. Proje başlangıcından itibaren fabrika genelinde yüzde 16 enerji tasarrufu sağlandı. LED Aydınlatma Dönüşüm Projesi ile fabrika genelindeki tüm aydınlatma armatürleri, enerji verimli yeni teknoloji LED aydınlatma armatürlerine dönüştürüldü. Proje ile aydınlatma ihtiyacı karşılanırken yüzde 48 enerji tasarrufu elde edildi. Wavin, su kullanımının azaltılması kapsamında yapılan çalışmalar ile geçmiş yıla oranla yüzde 28 tasarruf oranına ulaştı. 2022 yılı Ocak ayında I-REC (Uluslararası yeşil enerji sertifikası) tarafından sertifikalandırılmış yüzde 100 yeşil enerji kullanımına geçen marka, yerli rüzgar ve hydro kaynaklı enerji kullanımı ile çevresel sürdürülebilirlik ilkesini gönülden benimsediğini bir kez daha gösterdi. 2021’de 249 elektrikli kamyon teslim edildi ve 613 sipariş alındı. Markanın Avrupa pazarındaki payı ise yüzde 17 olarak gerçekleşti. 2030’daki satış hacminin yüzde 50’sini elektrikli araçlarınoluşturmasını hedefleyenRenault Trucks’ın 2040’a kadar sunduğu araçların yüzde 100’ü karbonsuz olacak. e-Belediye • Mart/Nisan 2022 8

haberler Su Kardeşliği Projesi ile Suyu Koruyan Nesiller Yetişecek sosyal medya üzerinden yapılacak çalışmalarla su tasarrufu konusunda bilinç oluşturulması sağlanarak, önce çocukların ardındanda herkesin suyun önemini kavramasını amaçlıyoruz”dedi. “Herkesi suyu korumak için gönüllü olmaya davet ediyoruz” TEMAVakfıYönetimKuruluBaşkanı DenizAtaç: “Vakıf olarak, KurucuOnursal Başkanlarımızdan merhum Hayrettin Karaca’nın ‘Yaşamak için yaşat’ ilkesiyle hareket ederek; bize can veren tümcanlıların yaşamhakkına sahip çıkmanın, yaşamı sağlayandoğal varlıklarınkorunmasından geçtiğini bilerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Su stresi çekenvegiderek su fakiri olma yolunda ilerleyenülkemizdemaalesef evsel ve tarımsal su kullanımımız gelişmiş ülkelerden daha yüksek. Bu da su tasarrufu ve verimli su kullanımı konusunda farkındalığın artırılması çalışmalarına ihtiyacımız olduğunugösteriyor. Biz de bu kapsamda Millî Eğitim Bakanlığı ve Wilo iş birliğiyle birlikte Su Kardeşliği Projesi’ni hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Proje ile ilkokul kademesindeki çocukların; su varlıklarının önemini kavramaları ve suyu korumak için neler yapılabileceklerine dair farkındalık kazanmalarını kolaylaştırmak için çalışacağız. Proje kapsamında öğretmelerin çocuklarlapaylaşmaları içinbir eğitimsunumu ve filmgeliştirdik. Projenin ilerleyendönemlerinde bir eğitici kitabı da çocuklarla buluşturmayı hedefliyoruz. Yetişkinlerin su okuryazarlığını geliştirmek ve farkındalıklarını artırmak amacıyla hazırlanan, çok sayıda infografiğin yer aldığı www.sutema.org web sitemizi de yeniledik.Web sitemiz aracılığıylaherkesi suyu korumak için su gönüllüsü olmaya davet ediyoruz”dedi. Su varlıklarının önemi ve korunması konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla, TEMA Vakfı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Wilo iş birliğinde hayata geçirilen “Su Kardeşliği Projesi”, Dünya Su Günü’nde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ve Wilo TürkiyeGenel MüdürüAltuğArkaya’nınproje detaylarını paylaştığı toplantıda, 3 yıl sürmesi planlanan projede okul etkinlikleriyle 30 ilde 6 bin çocuğa ulaşılacağı belirtildi. Ayrıca su konusunda doğru ve bilimsel bilgiye erişim sağlamak amacıyla hazırlanan sutema.org web sitesinin yepyeni tasarımı ve içerikleriyle kullanıma açıldığı bilgisi paylaşıldı. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unun yeterli suya ulaşamadığı dünyamızda yaşanan iklimdeğişikliği; yararlanılabilir suyun tek kaynağı olan yağışı, yağış rejimlerini, yağışınmevsimsel dağılımını ve biçimini etkiliyor. Nehirlerin ana kaynağı olan dağ buzulları giderek yok oluyor. İklim değişikliği ile beraber aşırı su çekimleri nedeniyle yer altı su kaynakları azalıyor, göller kuruyor, ekosistemin hassas dengeleri bozuluyor. Kurak bölgelerde daha sık ve daha şiddetli kuraklıkları artırırken, gıda üretimini ve suya ulaşımı kısıtlıyor. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.330 m3 olan ve su stresi çeken ülkeler arasında bulunan, nüfus artışı ve iklimdeğişikliği nedeniyle iyi senaryoda bile yağışların yüzde 15-20 azalması beklenen ülkemiz giderek su fakiri olma yolunda ilerliyor. Bu durum, suyun korunması ve verimliliği konusunu öncelikli hale getirirken, sadece insan için değil, doğadaki tüm canlıların su hakkının korunmasını sağlayacak etkili bir su yönetimi sağlanması konusunda acil adımlar atılmasını gerekli kılıyor. Bu amaçla TEMA Vakfı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Wilo iş birliğinde, çocuklarda su varlıklarının yaşam için önemi ve korunması konularında farkındalık oluşturulması hedefiyle“Su Kardeşliği Projesi”hayata geçiriliyor. Su Kardeşliği Projesi kapsamında yürütülecek eğitimetkinlikleriyle, çocukların; su varlığının yaşam için önemi, su ekosistemi, su kirliliği, su tasarrufu ve suyun korunması konularında bilgi edinmeleri ve su ayak izi konusunda farkındalık geliştirmeleri amaçlanıyor. 3 yıl sürmesi planlanan projede, 30 ilde gerçekleştirilecek eğitim etkinlikleriyle, ilkokul 3. ve 4. sınıf kademelerinden toplam6 bin çocuğa ulaşılması hedefleniyor. Sutema.OrgWeb Sitesi Yenilenen Tasarımı ve İçerikleriyleYayında TEMA Vakfı tarafından 2015 yılında Wilo iş birliği ile hazırlanan ve kamuoyuna açık kaynak olarak yayında olan sutema.org, tasarım ve içerikleriyle tamamen yenilendi. İnfografik tabanlı bir site olarak kurgulanan sutema. org’ta bireyler, suyla ilgili bilgilerini test ederek suyu korumaya söz verecek ve su gönüllüsü olacaklar. Sutema.org’ta, su varlıkları, su döngüsü, su ekosistemleri, Türkiye’de ve dünyada suyun kullanımı, su tehditleri, suyun sürdürülebilir yönetimi ve su varlıklarının korunması gibi birçok konuda 46 infografik yayınlanacak. Bu özellikleriyle sutema.org, su varlıklarıyla ilgili bilimsel verilere ulaşılabilecek bir rehber kaynak niteliği de taşıyacak. Ayrıca platformda çocuklar ve öğretmenler için eğitici materyaller yer alacak. Bu sayede yüz yüze gerçekleştirilecek okul etkinliklerinin yanı sıra web sitesi aracılığıyla çok daha fazla çocuk ve öğretmene ulaşılacak. “150Yıldır SuTasarrufu İçin İnovatif Çözümler Sunuyoruz” Wilo Türkiye Genel Müdürü Altuğ Arkaya: “İnsanlar fiziksel ya da ekonomik su kıtlığı nedeniyle güvenli suya erişemiyor. Dünyanın farklı bölgelerinde gittikçe artan kuraklık tehdidi; ekonomik kalkınmayı, gıda güvenliğini, sağlığı, ekosistemleri, enerji üretimini, yoksulluğunortadan kaldırılmasını ve cinsiyet eşitliğini olumsuz yönde etkiliyor. Su altyapı sistemleri; suyun depolanması, taşınması, insanlara ulaşması ve insan kullanımından sonra temizlenerek doğaya geri döndürülmesini sağlamak için büyük önem taşıyor. Wilo olarak su konusunda gerekli tasarrufu sağlamak amacıyla inovatif çözümler geliştiriyor ve sürdürülebilir stratejiler ışığında Ar-Ge faaliyetlerimizi gerçekleştiriyoruz. 150 yıldır ürettiğimiz pompalarımızla sağladığımız her bir damla tasarrufu gelecek nesiller için bir yatırım olarak görüyor ve bu doğrultuda çalışıyoruz. Su Kardeşliği Projesi kapsamında verilecek eğitimler, sutema.org web sitesi ve 9 Mart/Nisan 2022 • e-Belediye

haberler XylemTürkiye Genel Müdürü Pozisyonuna Altuğ Bilgiç Getirildi Su ile ilgili en zorlu sorunlara karşı yenilikçi çözümler geliştiren küresel su teknolojisi şirketi Xylem, Türkiye’deki organizasyonunu büyütüyor. 2021 yılının sonlarında Türkiye’nin önde gelen pompa ve su arıtma sistemleri şirketi Anadolu Flygt’ı satın alan şirket, bölgesel faaliyetlerinin kapsamını daha da genişletiyor. Ülkemizi bölgesel bir üretim üssü haline getirmeyi amaçlayan Xylem Türkiye, yeni yapılanmasının ilk adımı olarak merkez ofisini iş dünyasının son yıllardaki gözde lokasyonlarından Ataşehir’e taşıyor. Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim faaliyetlerine devam edecek olan Xylem Türkiye, Ataşehir’de konumlanan yeni ofisiyle de büyüyen hedeflerine birlikte yürüyeceği geniş bir iş gücüne daha yakın olmayı hedefliyor. Xylem Türkiye Genel Müdürü Altuğ Bilgiç’in ev sahipliğinde, 31 Mart Perşembe günü gerçekleşen açılışa Xylem Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Gelişmekte Olan Pazarlar Başkanı Franz Cerwinka ile Xylem Orta Doğu ve Türkiye Direktörü Naji Skaf katılarak, Xylem’in global vizyonundan, sosyal sorumluluk projelerinden ve Xylem Türkiye’nin yeni yapılanmasından bahsettiler.Xylem Türkiye’nin Ataşehir Büyükhanlı Plaza’daki ofisinin açılışında Xylem üst düzey yetkilileri, şirketin küresel hedeflerinin bir parçası olarak Türkiye pazarına verdikleri önemi ve olumlu beklentilerini vurguladılar. Xylem Türkiye’nin Genel Müdürü Altuğ Bilgiç; “Xylem’in Türkiye’deki hedeflerinin büyüklüğünü biliyoruz, çok ciddi yatırımlar yapılıyor. Bir terim var-İngilizceden çevirmek gerekirse- “Türkiye için Türkiye”… Türkiye’deki Xylem ürünlerini Türkiye’de üretmek ve daha da ötesine geçerek Türkiye dışı coğrafyalarda da ‘ Türkiye’ kavramına gireceğiz. Bunun için Türkiye’de imalat, Türkiye’de montaj yapacağız. Hem Türkiye ekonomisine hem de insanlarımıza destek vereceğiz. Bu ofis bunun bir başlangıcı. İstanbul’un daha merkezinde yerimizi alarak müşterilerimize daha yakın olacağız” dedi. XylemTürkiye’nin Yeni Ofisi Basının Yoğun Katılımı ile Açıldı Dünya genelindeki en zorlu su sorunlarını çözmeye odaklanan öncü su teknolojisi şirketi Xylem’de üst düzey bir atama gerçekleşti. Xylem Türkiye Genel Müdürü pozisyonuna 20 yılı aşkın süredir yurt dışında uluslararası şirketlerde yöneticilik tecrübesi bulunan Altuğ Bilgiç getirildi. Su ile ilgili kritik sorunlara yenilikçi çözümler geliştirerek müşterilerinin su ve kaynak yönetimlerini optimize etmeyi sağlayan Xylem’de üst düzey atama gerçekleşti. 20 yılı aşkın süredir yurt dışında uluslararası şirketlerde yöneticilik tecrübesi bulunan Altuğ Bilgiç, 2022 yılının Şubat ayında Xylem Türkiye’nin yeni Genel Müdürü oldu. Lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak Mühendisliği Bölümü’nde, Yüksek Lisans eğitimini ise Purdue Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde tamamlamış olan Altuğ Bilgiç, Ohio State Üniversitesi’nde de MBA eğitimini gerçekleştirdi. Bilgiç, kariyeri boyunca farklı ülkelerde; Rolls-Royce şirketinde Baş Mühendis, Weir Oil & Gas şirketinde sırasıyla Mühendislik Müdürü, Dubai merkezli Avrupa, Orta Doğu & Afrika (EMEA) bölgesinde Bölge Satış Müdürü, Azerbaycan Bakü merkezli Rusya ve Orta Asya (RCA) bölgesinde Genel Müdür olarak çeşitli görevlerde bulundu. Altuğ Bilgiç, Xylem Türkiye’ye katılmadan önce, Sulzer şirketinin Katar operasyonunda Genel Müdür olarak görev yapıyordu. e-Belediye • Mart/Nisan 2022 10

haberler Xylem, Suyun Görünürlüğünü Artırmanın Yollarına Odaklanıyor Su kıtlığı, iklim değişiklikleri, hızlı kentleşme ve eskiyen sorunlu altyapılar; kritik öneme sahip su, enerji, ulaşım, işletme ve sağlık çevrelerini ciddi anlamda tehdit ediyor. 2025 yılı itibarıyla dünya nüfusunun 2/3’sinden fazlasının ise su kıtlığı ile karşı karşıya kalması bekleniyor. 2050 yılı itibarıyla su ihtiyacının 2015 yılı seviyelerine göre yüzde 55 artacağı da yine öngörüler arasında. Kendisini dünya genelindeki en zorlu su sorunlarını çözmeye adamış su teknolojisi şirketlerinden olan Xylem, atılacak doğru adımlarla bu sorunları çözmenin mümkün olduğuna inanıyor. 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında 2022 yılı için belirlenmiş olan “Yer altı suyunu görünür yapmak” teması doğrultusunda bir mesaj yayınlayan Xylem Türkiye; teknolojinin ve dijitalleşmenin gücünden yararlanmanın, artan kamu bilincinden faydalanmanın ve bu konuda birlik olmanın suyu görünür kılmaktaki önemine değiniyor. Şirket, gelecek nesillere daha sürdürülebilir bir dünya bırakmak için tüm ekosistemin üzerine düşeni yapması gerektiğinin altını çiziyor. Dijital dönüşümün su kıtlığı, suyun satın alınabilirliği ve iklim değişikliğine dayanıklılık konularını çözebilmede sahip olunan en güçlü anahtar olduğunu düşünen Xylem Türkiye, sektör genelinde atılacak cesur inovasyon adımları ve başlatılacak güçlü iş birliklerinin dijital teknolojilerin geliştirilmesine yardımcı olacağını düşünüyor. Bu anlamda kapsamlı dijital çözümleri aracılığıyla suyu daha görünür hale getirmeyi amaçlayan şirket; kamu hizmetleri, endüstriler ve diğer ticari su kullanıcıları için güçlü su, enerji ve maliyet verimliliği üretmelerini sağlayan çözümler üretiyor. “Kamu bilincini ve katılımını artırmak şart” Su sorununu çözmede kamu bilincini ve katılımını artırmanın da hayati öneme sahip olduğuna inanan Xylem, dünya genelinde önemli projeler ve iş birlikleri hayata geçiriyor. Örneğin, Manchester City de dâhil olmak üzere pek çok kulübü bünyesinde barındıran City Football ile başlattığı ortaklık, dünya genelinde milyonlarca insan arasında kamuoyu bilincini ve katılımını artırmaya yardımcı oluyor. Gençlik programı Xylem Ignite, yenilikçi öğrencilere yeteneklerini ve tutkularını su sorununu çözmek için kullanmaları konusunda ilham veriyor. Kurumsal sosyal sorumluluk programı Xylem Watermark, ihtiyacı olan topluluklara temiz su erişimi sağlıyor. Bu kapsamda yalnızca 2021 yılında 113 bin saat gönüllü çalışmış dünyanın dört bir yanındaki Xylem çalışanları, su sorunu yaşayan toplulukların karşılaştığı zorluklara ışık tutuyor. Tüm alanlarda sürdürülebilirliği destekleme hedefiyle yol alan şirket yalnızca suyu değil çevreyi de korumanın önemine inanıyor. Suyu daha erişilebilir, uygun fiyatlı ve su sistemlerini daha esnek hale getiren teknolojileri ve çözümleri de dâhil olmak üzere tüm alanlarda sürdürülebilirliği desteklemeye kararlı olan şirket; 2050’den önce değer zincirinde net sıfır karbon emisyonuna ulaşmayı hedefliyor. 11 Mart/Nisan 2022 • e-Belediye

haberler “Bir Bina Her Unsuruyla Depreme Dayanıklı Olmalı” Çatı Sanayici ve İş Adamları Derneği (ÇATIDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Şenal, 1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada, “Topraklarının yüzde 92’si fay hatları üzerinde bulunan Türkiye’de, her yıl irili ufaklı binlerce sarsıntı yaşanıyor. AFAD’a göre 2021’de bu sayı 23 bin 763 iken, 2022 ’de son iki ayda 3174 sayısını görüyoruz. Bu tablo, nasıl bir tehlikeyle iç içe yaşadığımızı gösteriyor” diye konuştu. Depremlerde en az can kaybının yaşanması için önlemler alınması gerekliliğini bir kez daha hatırlatan Şenal, şöyle konuştu: “Depremi önceden tahmin edecek bir teknoloji halen mevcut değil. Bu nedenle kalıcı deprem önlemleri almak hem can hem de mal güvenliğimiz için hayati önem taşıyor. Yapının en önemli bölümlerinden biri olan çatının dayanıklılığı, depremde hayat kurtaran veya ölüm risklerini azaltan bir unsur haline gelebilir. Ülkemizde milyonlarca yapıda standartlara uygun olmayan çatı bulunduğunu öngörüyoruz. Büyük bölümü geleneksel uygulama metotları ve malzemelerle yapılan bu çatılar, depremde oluşabilecek riskleri artıracak unsura dönüşebilir. Deprem anında güvende olabilmemiz için yapıların temelden çatıya kadar her bölümünün dikkatli projelendirilmesi ve inşa edilmesi gerekiyor”. “Çatı Üzerindeki Plansız Yükler Tehlike Yaratabilir” Çatılarda plansız şekilde yerleştirilen çanak anten, su deposu gibi yüklerin büyük risk yaratabileceğini de sözlerine ekleyen Şenal, “Çatılarımızın çoğuna su depoları, çanak antenler, güneş enerjisi ısıtıcıları, baz istasyonları konuluyor. İzinsiz ve bilgisizce yapılan bu ilaveler, rüzgar, fırtına, deprem gibi olağanüstü hallerde üzerinde bulundukları yapı ve çevredekiler için ciddi risklere sebep olabiliyor. Çatının böyle sistemleri taşımadığı görüldüğünde tedbir alınmadan çatı üzerine ilave yükler konulmamalıdır. Türkiye’de çatılar sadece düşey kuvvetler göz önüne alınarak, uzman olmayan kişiler tarafından yapılabiliyor. Depremdeki yatay yükleri karşılayan çapraz bağlantıların çatı, kolon, makas düzlemlerinde yapılmaması veya eksik yapılması deprem anında hasar ve yıkımlara sebep olabilir. Ayrıca çatılarda çalışacak kişilerin çatı sistemleri, çatı yapımı ve teknikleri, yüksekte çalışma ve iş güvenliği konularında eğitimleri ve sertifikaları olmalı, sosyal sigortalar ile ilgili güncel mevzuata uyulmalıdır. Yapılan iş her safhasında çatı konusunda uzman bir teknik eleman tarafından kontrol altında tutulmalıdır“ şeklinde konuştu. “Renovasyon Tercihi Dikkate Alınmalı” Yaşlı olmayan yapı stokuna sahip belli bölgelerde ilk planın yıkım olmaması gerekliliği üzerinde duran Şenal, “Kentsel dönüşüm planının genç yapı blokunda çeşitli şekillerde uygulanabilir olması gerekir. Yapıların yıkılıp yeniden yapılması yerine yapının korunabilir kısımları bırakılarak, önümüzdeki yıllarda ihtiyaçları karşılayacak şekilde yenileme yapmak gerekir. Çeşitli tekniklerle yüzde 100 olmasa bile buna yakın bir oranda mevcut binaları depreme dayanıklı hale getirmek mümkün. Buna, yıkıp yeniden yapmakla, güçlendirmenin maliyetini karşılaştırarak karar vermek gerekiyor. Genelde sadece taşıyıcı sisteme müdahale edildiği için yeniden yapımmaliyetinin yüzde 20-30’u düzeyinde kalıyor. Dünya genelinde yaygın kabul, bu oranın yüzde 40’a kadar olması durumunda güçlendirmenin tercih edilmesi. Ağır hasarlı olan binalarda ise genelde niteliksiz malzeme ve uygulama ile taşıyıcı eleman donatılarının korozyona uğrayarak etkili kesitlerin küçülmesi sonucu betonda çatlamad ö k ü l m e l e r e sebep olmasını görüyoruz. Oysa i lgi l i kural lara uygun projelendirilip inşa edilmiş bir binanın ömrü çok daha uzun o l a c a k - tır ” diye konuştu. e-Belediye • Mart/Nisan 2022 12

JUMO‘ya hoşgeldiniz. JUMO Ölçü Sistemleri ve Otomasyon San. ve Tic. Ltd. Şti. Burhan Sok. No: 1 Şerifali Mah. 34775 Ümraniye - İstanbul Tel: (216) 645 52 00 Faks: (216) 645 52 01 e-mail: info.tr€jumo.net www.jumo.com.tr We Endüstri 4.0 Yolunda: Sıvı analizinde kullanılan dijital sensörler için akıllı, bus-protokolü uyumlu bağlantı sistemi – JUMO digiLine  Çeşitli uygulama seçenekleri sağlayan modüler sistem: tekli ölçüm noktasından 62 sensörlü geniş sensör ağına  Minimum kablolama ihtiyacı sonucu kurulum maliyetinde tasarruf.  Dijital veri aktarımı ile güvenilir proses izleme  Bağlı sensörlerin otomatik olarak tanınmasıyla (Tak-Çalıştır) kısalan devreye alma ve bakım süreleri  Elektronik parçaların yeniden kullanılabilirliği sonucu maliyet azalması (sadece sensör değiştirilir)  JUMO DSM (Dijital Sensör Yönetimi) ile sensör verilerinin kolay yönetimi  Ücretsiz JUMO Device App ile proses verilerinin mobil olarak izlenebilmesi 20037

haberler Türkiye’nin İlk “Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planı” Kamuoyuna Sunuldu İstanbul’da geleneksel ulaşım planlamasına yeni bir bakış açısı getirmek üzere, insan ve çevre odaklı, sürdürülebilir bir ulaşım sistemi gerçekleştirmek amacıyla hazırlanan ve ülkede bir ilk olma özelliği taşıyan İstanbul Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planı (İstanbul SKHP) 28 Mart’ta Florya’daki İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Yerleşkesi’nde İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen tanıtım toplantısı ile kamuoyuna açıklandı. Toplantıda Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Kenan Poleo, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Başkan Danışmanı İbrahim Orhan Demir, SKHP Yerel Takım Lideri Prof. Dr. Haluk Gerçek ve programın stratejik ortağı UN Habitat Danışmanı Yelda Reis İstanbul SKHP projesi ile ilgili detayları ve süreçleri aktardıkları birer konuşma yaptılar. İstanbul SKHP, Birleşik Krallık Hükümeti Dışişleri ve Kalkınma Bakanlığı tarafından desteklenen ‘Küresel Geleceğin Şehirleri Programı’ kapsamında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), dünyanın önde gelen mühendislik ve teknik danışmanlık şirketi Arup ve Birleşmiş Milletler İnsanYerleşimleri Programı’nın (UN-Habitat) stratejik ortaklığıyla hazırlandı. Çalışmaya STK’lar, meslek odaları, üniversiteler, uzmanlar, ulaştırma ile ilgili kamu ve özel sektör temsilcileri, ulaşım sistemi işletmecileri ve ilgili diğer paydaşlar katıldı. İstanbul SKHP, Türkiye’deki ilk sürdürülebilir hareketlilik planı ve aynı zamanda dünyada 16 milyonun üzerinde nüfusa sahip bir mega-kentte gerçekleştirilen ilk plan olma özelliğini taşıyor. İki yılın üzerinde çalıştıkları İstanbul SKHP’nin vizyonunu sürdürülebilir bir gelecek için insan ve çevre odaklı, yenilikçi ve kapsayıcı bir sistem olarak planladıklarını söyleyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, bu plan kapsamında önerilen projeler ve iyileştirmelerle ulaşılacak hedefleri açıkladı. İmamoğlu, “İstanbul SKHP kesinlikle insan odaklı. Kesinlikle kapsayıcılık ilkesiyle yürütülen ve bu ilkelerle hareket eden sürdürülebilir ulaşım türlerinin entegre bir şekilde, bu kentte hayata geçirilmesini hedefleyen bir çalışma. Mutlulukla ifade ediyorum ki, planımız Türkiye’de ilk sürdürülebilir kentsel hareketlilik planıdır ve dünyada nüfusu 16 milyonu geçen kentler arasındaki ilk plandır”dedi. “Daha Fazla Yürüyebilir ve Bisiklet Kullanabiliriz” Birleşik Krallık Dışişleri ve Kalkınma Bakanlığı adına toplantıda konuşan Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Kenan Poleo ise şunları söyledi: “Londra dahil Birleşik Krallık’taki büyük şehirlerde de karşılaştığımız üzere, bu tarihi ve muhteşem şehirde de hareket etmek güç olabiliyor. Araç bağımlılığı, kent sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için uzun vadede uygulanabilir bir çözümdeğil. Geleneksel planlama uygulamalarının, dünyanın tüm büyük şehirlerinde karşılaşılan ulaşım sorunlarına etkili çözümler sağlayamadığını görüyoruz. Artan araç sayılarını ve bu nedenle büyüyen trafik sıkışıklığını, çevresel hasarı ve çoğu çocuklar, gençler, engelliler, yaşlılar gibi hassas gruplar olmak üzere kent sakinlerinin sağlığına zararlarını kabul etmek zorunda olmadığımızı düşünüyorum. Dolayısıyla yeni bir yaklaşım gerekliliği oluşuyor. Bu planla erişilebilir, uygun maliyetli, entegre ve kapsayıcı bir ulaşım sistemi sunmayı hedefleyen bir yaklaşımortaya kondu; çevre dostu, sürdürülebilir ve İstanbul’un kendisi gibi dayanıklı bir yaklaşım. Umarım hep birlikte İstanbul için böyle bir planın geliştirilmesine yardımcı olmuşuzdur. Böylece zamanla, trafik sıkışıklığını azaltabiliriz ve toplu taşıma araçlarını daha fazla kullanabiliriz, hatta daha fazla yürüyebilir ve bisiklet kullanabiliriz”. Programın stratejik ortağı UN-Habitat’ın Danışmanı Yelda Reis ise, programın Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan 11’inin hayata geçirilmesine katkı sağladığını belirterek bu kapsamdaki 26 ana projenin İstanbul’un sürdürülebilir kalkınma düzeyini artıracağını ve dünyada hazırlanmakta olan diğer SKHP’lere birçok açıdan örnek olacağını düşündüğünü belirtti. Küresel Şehirlerin Geleceği Programı Türkiye’nin amacının, kapsamlı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi mümkün kılan, güvenli ve dayanıklı kentsel ortamlar yaratmak olduğunu belirten ArupTürkiye Genel Müdürü Serdar Karahasanoğlu da SKHP’leri kapsayıcılık ve katılım temel ilkelerine dayalı olarak tasarlayıp planladıklarına vurgu yaparak şunları söyledi: “Sürdürülebilir Kentsel Hareketlilik Planları, 2013 yılından bu yana Avrupa Komisyonu Kentsel Hareketlilik Paketi çerçevesinde, Avrupa’nın önemli kentlerinde uygulanıyor. Arup olarak biz de Birleşik Krallık Dışişleri ve Kalkınma Bakanlığı ile birlikte Türkiye’nin çok önemli şehirlerinin geleceğini hazırlayan projelere öncülük etmekten ve Türkiye’de bir ilkin gerçekleştirilmesine bir kez daha katkı sağladığımız için gurur duyuyoruz. Tasarım mühendisliğinde ve planlamada dünya çapındaki uzmanlığımızı İstanbul SKHP ile uygulayacak olmak Arup için gurur verici olmasının yanı sıra büyük bir heyecan kaynağıdır”. e-Belediye • Mart/Nisan 2022 14

haberler BariQ, Mısır’daki Yeni Geri DönüşümTesisi için Tomra’yı Tercih Etti BariQ for Techno and Advanced Industries, Mısır’ın Giza bölgesinde TOMRA Geri Dönüşüm’ün en yeni plastik ayıklama sistemlerine sahip yeni bir PET şişeden şişeye geri dönüşüm tesisinin inşası için imza töreni gerçekleştirdi. Mısır merkezli şirket, MENA bölgesindeki lider rPET üreticisi olarak ön plana çıkıyor. Afrika ve Avrupa’da artan rPET talebini karşılamak üzere dünyanın önde gelen geri dönüşüm şirketlerinden biri ve MEA bölgesinin lideri olma hedefini sürdüren BariQ, son teknolojideki alt yapıya sahip bir plastik geri dönüşüm tesisine yatırım yapıyor. BariQ’nun endüstri deneyimi ve etkili iş ortaklarından oluşan ağı, şirketin gıda sınıfı rPET üretme kapasitesiyle birleştiğinde, MEA bölgesindeki geri dönüşüm faaliyetlerini bir sonraki seviyeye taşımak için gerekli olan temeli sağlıyor. “Genel Bir Çözüm Sunduğu için Tomra’yı Tercih Ettik” BariQ, sektör için umut verici bir adım ve şirketin tarihinde yeni bir dönüm noktası olan bir gelişmeye imza attı. Mısır Hükümeti’nden bakanları, büyükelçileri, marka yetkililerini, ekipman tedarikçilerini, yerel ve yabancı finans kuruluşlarını davet eden BariQ, Mısır’ın Giza bölgesinde kurulacak yeni bir şişeden şişeye geri dönüşüm tesisinin inşasını resmi olarak duyurdu. Kıymetli bir sektör buluşması olan etkinlikte yeni tesisin, yılda 35.000 metrik tondan fazla gıda sınıfı rPET üretileceği ve 80.000 tondan fazla CO2 emisyonu tasarrufu sağlayacağı tasarımı açıklandı. Yeni tesis, 2010’dan bu yana tam kapasitede faaliyette olan ve saatte 3 tondan fazla PET şişe işleyen 4 adet TOMRA sensör tabanlı ayıklama sistemine sahip geri dönüşüm tesisinin geliştirilmesi ile tamamlanacak. Şirket, şu anda EFSA, FDA, Health Canada ve REACH tarafından belirlenen standartlara uygun, yıllık 15 bin ton gıda sınıfı rPET üretiyor. Çok sayıda endüstrinin rPET’e yönelik artan talebi nedeniyle BariQ, yeteneklerini artırıyor ve yeni bir tesis inşa ediyor. 2023’te tam olarak faaliyete geçmesi planlanan yeni tesis, saatte 3.5-4 metrik ton tüketici sonrası PET atığı işleyecek. Kalite talepleri daha katı hale geldikçe ve tüketici sonrası plastik atık miktarı arttıkça, geleceğe yönelik ayıklama teknolojisi ve güvenilir çözüm ortakları ile iş birlikleri de daha önemli hale geliyor. Bu nedenle BariQ, yeni projesinde de TOMRA’nın çözümlerini tercih ediyor. BariQ Operasyon Direktörü Ahmed Elkasaby yaptığı açıklamada şunları söyledi: “TOMRA, son 10 yıldır bizler için bilgi birikimi yüksek ve güvenilir bir ortak oldu. Yakın iş birliğimiz, uzaktan ve yerinde servis desteği ile yüksek performanslı makineleri sayesinde mükemmel ayıklama sonuçları elde ediyoruz. Bugün piyasada daha fazla alternatif olmasına rağmen, bize tüm polimer türlerini ve çapakları ayıklayan genel bir çözüm sunduğu için yine TOMRA ile iş birliğimizi sürdürmeyi tercih ettik”. Yeni tesis, PET şişe ve termoformların ön ayıklaması için 2 adet yeni nesil AUTOSORT®, malzeme ve renge göre polimer ayıklama ve metal kirleticilerin güvenilir şekilde çıkarılmasını sağlayan ek saflaştırma için 2 adet AUTOSORT® FLAKE ünitesiyle donatılacak. En son teknolojilerin tek bir makinede birleştirilmesi sayesinde AUTOSORT, çok adımlı bir ayıklama işleminde PET şişeleri malzeme ve renge göre doğru şekilde ayıklamak için diğer donanımlarının yanı sıra FLYING BEAM® ve DEEP LAISER® teknolojilerine sahip. Ön ayıklamadan geçen malzeme kırıldıktan, yıkandıktan ve kurutulduktan sonra AUTOSORT FLAKE makineleri, saf berrak/açık mavi PET çapak fraksiyonu elde edilmesini sağlıyor. Daha sonra işleniyor ve granüle dönüştürülüyor. Yılda 35.000 ton olarak tahmin edilen nihai ürün, gıda sınıfı rPET ile geri dönüştürülmüş içeriklerini artırmak isteyen global markalara ve dönüşümcülere sunulacak. TOMRA Geri Dönüşüm Orta Doğu ve Afrika Bölge Satış Müdürü Elie Sandros, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Projeye en başından beri eşlik ediyoruz ve bu heyecan verici projenin bir parçası olduğumuz için çok mutluyuz. Ülkenin atık yönetiminin evrimini ve önceki yıllarda yaptığımız teknik ilerlemeleri görmek, iş birliğimizin plastik üreticilerini geri dönüştürülmüş içerik hedeflerine ulaşmada destekleyeceğine, MENA ve MEA pazarlarında plastik geri dönüşüme hâkim olacağına inanmamızı sağlıyor” dedi. 15 Mart/Nisan 2022 • e-Belediye

RkJQdWJsaXNoZXIy OTEzMQ==